Blog Listem

Bu Blogda Ara

Sayfalar

29 Mayıs 2011 Pazar

Bu İşler

Bu işler böyle mi olur?
gecsin, yasansın ve beklenilsin.
Suskunluk ve hiclik...
Bu kadar mı buyurgandır?
Gece kuşlarının serseriligi,
gündüz ciceklerinin sersemligi gibi.
Bu işler böyle mi biter?
Biliyorduk ki biz;
hicbir yol bulunmaz,
bilinmez degil.
Olup biten soruların döngüsü,
cevap arayıslarının çaresizligi gibi.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Lirizm

Sayısız şiir adanmış sana
ve sayısız dinlenilen şarkılar.
Edebi ve edepsiz...
Ölü çiçeklerden taç yapılarak,
masal yolu tutulmuş.
Gece akarken bedenlere.
Sayısız şarap şişesi adanmış karanlığa
ve sayısız tüketilen sigaralar.
Bağırtkan ve suskun...
Lirizm bunda gizli olsa gerek;
tutarsızlığımızda, tutup da bıraktıklarımızda.
Lirik şiirler bizim ellerimizde.
Tutunca bırakılan ellerde ilham.
Bilinmeyen bekleyiş...
Sabahı, geceyi ve yarını.
Senin ağzından,
benimse kalemimden
çıkacak ateşlere değin;
Su olmaksızın,
umut olmaksızın.

1 Mayıs 2011 Pazar

Edward'ın 2. Yüzü

Duydum ki Edward;
Öldürmüssün kendini benim yüzümden.
Gülmüs, aglamıs, zorlamıs, oyalamısım.
Senin görünmeyen ikinci yüzündüm.
Ama iki yüzlü degildim arkadasım.

Gördün mü beni Edward;
Sana hikayeler anlatmısım.
Gamzelerimle, hıckırıklarımla.
Gerceküstü bir trajedinmisim
Geceleri yasatmamısım sana kasabada.

Hissettin mi beni Edward;
diger ruh ikizini.
Kafesim senin yüzündü,
gercektim ya da degil.
Belki de sacmalıktım.
Ben bu muydum zavallı Edward?
Ben bu muydum bir nefes ote arkandaki.
Senin diger yüzündüm,
konusamayan diger yüz.
sen de benim kafesim arkadasım...

29 Nisan 2011 Cuma

Yarın

Ne zaman canım siir yazmak istese,
tuzlu bir seyler hissediyorum kahvemde.
Ya da tam tersi oluyor bazen.
Yagmurun durmasını bekliyorum.
Önümdeki manzarada acının gecmesini.
Unutturabilecek bir seyler adına.
Ama ne icin bekliyorum?
Belki bir zaman makinesi,
ya da hızlı bir gün;
yavas anılardan ibaret.
Bekleyissiz, korkusuz
degisimsiz ve donusumsuz.
Kapıların kapalı oldugu,
her kapı deliginin karartılmıs,
ve her gozenegin yıpranmıs oldugu.
"Yarın" bizi uyandırabilecek mi düslerimizden.
Sarhos bir bebek misali.
Kaybetmeye hazır bir zafer gibi.
Hersey aynı kalırsa.
Biz nasıl uyanacagız düslerimizden.
Gozyasımı hissederken kahvemde,
kapıları acıp bekleyerek mi?
ilhamsızca.
Aynı yarını...

25 Nisan 2011 Pazartesi

Sanıyor musun?

Seni yok etmek istiyorum;
bir sigara dumanıyla,
bir sarkının ucuk ezgisiyle,
ve bir siirin mısrasıyla.

Seni acıtmak istiyorum;
alkolun en tatsız haliyle,
bir sekilde soru sordugum alkolle.
kırık bir ayna parcasıyla,
bir sekilde konustugum aynayla.

Bilmedigim bir dilin sözcükleriyle,
bilmedigim bir sehrin caddeleriyle.
Bunu yapabilir miyim?
Sanıyor musun bunu yapabilecegimi?
Kendi kendine konusmak, kendinden gecmek adına.
Kendi kendine yürümek, yansımalardan kacmak adına.
Yok edebilir miyim ya da acıtabilmek.
Sanıyor musun bunu yapabilecegimi?

13 Nisan 2011 Çarşamba

Zamana Hükmetmek

Ne zaman hükmedebilirsin zamana?
Gözler acık uyurken mi?
Sorular anlamsızlastıgında,
Anlamsızlık sorulastıgında
Zannedebiliyor musun;
Bebekleri susturabilmeyi,
Yorgun yaslıları güldürebilmeyi,
Kosanları durdurabilmeyi.
Umdugumuz zaman ne zamanı peki;
Susmak?
Yokolusa dogru?

31 Mart 2011 Perşembe

Melpomene

Melpomene'nin sarkısı olmalı bu;
kalp agrısından yazılmıs.
Kesik kesik izleri kelimelerin.
İlhamsız, ihtirassız...
Melpomene'nin kostümü olmalı bu; ,
Gün ısıgıyla kirlenmis.
Cize cize görüntüsüz bir desen.
İlhamsız, ihtisamsız... ,
Melpomene'nin vücudu olmalı bu;
Yitik caglardan olusmus hücreleri.
Perdeleri inmis gözlerden
Nefes almayan deriden
Tacı olmayan saclardan
Az kelimeli yırtılmıs dudaktan...
Trajediyi üstüne gecir Melpomene
ve ilhamla sarkılar söylemeye basla.