Harcadığımda günleri
ve kendimi
Daralıyorum, dağılıyorum.
Çiğniyordun, yutuyordum.
Terleyerek uyandığımda
düşlerimi anlatıyorum harcadıklarıma.
Çölde çay içiyorduk,
şaraplar üretiyorduki kelimelerle birlikte,
adını söylerken zorlandığımız ülkelerde.
Boyuyorduk duvarlarımızı, dualarımızı.
Konuşuyorduk hayvanlarla,
okuyorduk zihinlerini.
Masallar uyduruyorduk,
Külkedisi'nin ayakkabısını ben çalıyordum.
İnanıyordun, inanıyordum.
Sevişerek gençleşiyor,
yaşlanırken sevişiyorduk.
Ağır suçlar işliyorduk birbirimize.
Sonra affediyorduk birbirimizi.
Terk ederken kapanıyordu kapılar,
geriye doğru atılıyordu adımlarımız.
Yorukdukça koşuyor,
koştukça uçuşuyorduk bilinmezliğe.
Çözüyordun, çözülüyordum.
Dünya üzerime kustuğundan beri
Yalnız uyanıyorum
ve biriktiriyorum harcadıklarımı.
Susuyordun, anlatıyordum...
26 Mart 2009 Perşembe
Kendin
Soğuk bir günde düşün
Elinde sıcak bir kahveyle.
Hayatta ve ayakta kalmayı.
Gözkapakların titrediğinde,
teslim edici üzüntüye
Bırak kendini.
Bana ait olan birşeyler hisset
Senden bir parça ama.
Yeniden doğmayı dene.
Uzaklaş yerden, gökten.
En önemlisi kendinden.
Zamana bırakma.
Tanığı olduğun ben'i.
Çiğne, yut, ardında bırak.
Son yuduma geldiğinde.
Sindiremediklerini...
Elinde sıcak bir kahveyle.
Hayatta ve ayakta kalmayı.
Gözkapakların titrediğinde,
teslim edici üzüntüye
Bırak kendini.
Bana ait olan birşeyler hisset
Senden bir parça ama.
Yeniden doğmayı dene.
Uzaklaş yerden, gökten.
En önemlisi kendinden.
Zamana bırakma.
Tanığı olduğun ben'i.
Çiğne, yut, ardında bırak.
Son yuduma geldiğinde.
Sindiremediklerini...
Hakimiyet
Sorma sakın gecenin hakimiyetini
Hükmeden gizli bir eli
Uçuşan düşüncelerle,
donmuş duyguları.
Çekince de aşkı aradan
altın pusulada paramparça.
Zayıf bir avutuculuk,
göznderme yapıldığında zamana.
Hayata geçirince tatminsizliği,
sorular sarmalayacak karanlığını.
Küçülürken gövden.
Sorma sakın içindeki devin hakimiyetini...
Hükmeden gizli bir eli
Uçuşan düşüncelerle,
donmuş duyguları.
Çekince de aşkı aradan
altın pusulada paramparça.
Zayıf bir avutuculuk,
göznderme yapıldığında zamana.
Hayata geçirince tatminsizliği,
sorular sarmalayacak karanlığını.
Küçülürken gövden.
Sorma sakın içindeki devin hakimiyetini...
20 Ekim 2008 Pazartesi
Soru
Düşündüğümde varlaştıramasamda
Var olanı düşünüyorum yalnızca.
Mutsuz cisimler
Kocamış kuşkular içinde.
Boş kafesi sarınca zamanın kanatları,
Uçabilmekte yanılgıların manası.
Rastladığımda erdemin erdemsizliğine,
Ararım elbet başka bir ben'i
Ben miyim?
Sen misin?
O mu?
Yoksa hiç kimse mi?
Var olanı düşünüyorum yalnızca.
Mutsuz cisimler
Kocamış kuşkular içinde.
Boş kafesi sarınca zamanın kanatları,
Uçabilmekte yanılgıların manası.
Rastladığımda erdemin erdemsizliğine,
Ararım elbet başka bir ben'i
Ben miyim?
Sen misin?
O mu?
Yoksa hiç kimse mi?
1 Ekim 2008 Çarşamba
hayat işte; ben böyleyim
"Hayat işte" kabullenmeleri
Üzerine çok şey yazılan, karalanan ama silmeye elverilmeyen hayatın tuhaflıklarıyla karşılaştığımızda gülümsemeyi becerebiliyorum. Birilerinin acı, birşeylerin yara olduğunu öğrensekte durmadan kılıf uydurmaya çalıştığımız şu absürd, bi o kadar da anlamsız gelen yaşamda merak uyandırıcı olan durumların aslında ne kadar düzensiz ya da yamalı olduğunu görüyorum; tepkilerim de sıradan. Bir yol var evet; çok gidilesi, çok konuşulası. Kıskançlık kötülük, kirlilik, bencillik, yalancılık dahi kol gezse "hayat işte" diyebilirseniz ya da bu anlamı "kader işte" ye yükleyebilirseniz, ister yorsun, ister zor olsun hayat. Yalnızlığın anlaşıldığı anlarda küçük mutluluklar hayatın "işte"liğinde yoldaşımızsa, en büyük farkındalığımızın bu olmasına özen göstermektir, geri kalan şey. Zaman-mekan-kişi göreceliliği olsa da izleyebildiğimizde dışardan birşeyleri çökmez üstümüze hayatın kabullendirdikleri.
"Ben böyleyim" kabullenmeleri
Küçük bir iğneyi elimize batırdığımda acıyı duyumsuyorum, o his bir müddet sonra kendini yitirsede ikinci denemede daha az bir duygu sarıyor beni. Kendi huzurumu ve huzursuzluğumu kendime ayırma lüksü ve bunu benim seçmiş olma jestim "böyle" kelimesini karşılıyor. Uyandığımda rüya gördüğümü söylüyor, ertesi gün de rüya göremediğim için kızıyorsam kendime, açıklayabiliyorum bu bikaç kelimenin açılımını. İstediğimi yaparken, asi olarak nitelendiriliyorsa, asiliğin sınırını nicelendirirken yapıyorum aslında istediğimi. Ben böyleyim! Taksitle almadıysam benliğimi, faizini de kimseye ödetmem. Ben kendimi bilmezken, başkalarının beni olduğum gibi kabulu bıraktım, zamanını ayırıp beni bilmesi mantık tutarsızlığı. Uzunum-kısayım, sarışınım-esmerim, güzelim-çirkinim, zenginim-fakirim, ölüyüm-diriyim, deistim-dinsizim, siyahım-beyazım, zekiyim-aptalım; öyle ya da böyleyim. Ben'i kabullendiğimde; olanın içinde görünen, "hep"lerin içinde "hiç"im.
Üzerine çok şey yazılan, karalanan ama silmeye elverilmeyen hayatın tuhaflıklarıyla karşılaştığımızda gülümsemeyi becerebiliyorum. Birilerinin acı, birşeylerin yara olduğunu öğrensekte durmadan kılıf uydurmaya çalıştığımız şu absürd, bi o kadar da anlamsız gelen yaşamda merak uyandırıcı olan durumların aslında ne kadar düzensiz ya da yamalı olduğunu görüyorum; tepkilerim de sıradan. Bir yol var evet; çok gidilesi, çok konuşulası. Kıskançlık kötülük, kirlilik, bencillik, yalancılık dahi kol gezse "hayat işte" diyebilirseniz ya da bu anlamı "kader işte" ye yükleyebilirseniz, ister yorsun, ister zor olsun hayat. Yalnızlığın anlaşıldığı anlarda küçük mutluluklar hayatın "işte"liğinde yoldaşımızsa, en büyük farkındalığımızın bu olmasına özen göstermektir, geri kalan şey. Zaman-mekan-kişi göreceliliği olsa da izleyebildiğimizde dışardan birşeyleri çökmez üstümüze hayatın kabullendirdikleri.
"Ben böyleyim" kabullenmeleri
Küçük bir iğneyi elimize batırdığımda acıyı duyumsuyorum, o his bir müddet sonra kendini yitirsede ikinci denemede daha az bir duygu sarıyor beni. Kendi huzurumu ve huzursuzluğumu kendime ayırma lüksü ve bunu benim seçmiş olma jestim "böyle" kelimesini karşılıyor. Uyandığımda rüya gördüğümü söylüyor, ertesi gün de rüya göremediğim için kızıyorsam kendime, açıklayabiliyorum bu bikaç kelimenin açılımını. İstediğimi yaparken, asi olarak nitelendiriliyorsa, asiliğin sınırını nicelendirirken yapıyorum aslında istediğimi. Ben böyleyim! Taksitle almadıysam benliğimi, faizini de kimseye ödetmem. Ben kendimi bilmezken, başkalarının beni olduğum gibi kabulu bıraktım, zamanını ayırıp beni bilmesi mantık tutarsızlığı. Uzunum-kısayım, sarışınım-esmerim, güzelim-çirkinim, zenginim-fakirim, ölüyüm-diriyim, deistim-dinsizim, siyahım-beyazım, zekiyim-aptalım; öyle ya da böyleyim. Ben'i kabullendiğimde; olanın içinde görünen, "hep"lerin içinde "hiç"im.
felaket reklamı
Ben ölüyüm!
Bir savaş kurbanı.
Cinayeti gördüm, vahşetin çağrısını duydum.
Toprak altında soğuk bir baş,
Vücudu etrafa yayılmış bir ceset gördünüz mü?
Ben ölüyüm!
Bir hırs kurbanı.
Sevgiyle nefretin yanyana duramayacağı gibi
Barışla savaşı sunan zihniyet tutsağı.
Onlar öldürme sanatının mimarları.
Ben ölüyüm!
Bir silah kurbanı.
Başkalarının mücadelesinin bedeli.
Politik, nükleer, ekonomik.
Ne fark eder savaş ve ölüm varsa.
Silahların, bombaların, korkunun gölgesinde
Acımasızca başkalarının kölesiyim.
Özgürlük naralarının çıkarları arasında.
Ben ölmüşüm!
Bir insan kurbanı.
Haber olur, manşet olur, ilgi görür.
Film olur, şarkı olur, resim olur.
Kötü olan cezbeder, güç arttıkça.
Umut olmaz, insanlık olmaz, kanın değeri olmaz.
Yaşam hiç acımaz, başkaları kazanırken,
çığlıklar duyulmaz, tarih yazılırken...
Bir savaş kurbanı.
Cinayeti gördüm, vahşetin çağrısını duydum.
Toprak altında soğuk bir baş,
Vücudu etrafa yayılmış bir ceset gördünüz mü?
Ben ölüyüm!
Bir hırs kurbanı.
Sevgiyle nefretin yanyana duramayacağı gibi
Barışla savaşı sunan zihniyet tutsağı.
Onlar öldürme sanatının mimarları.
Ben ölüyüm!
Bir silah kurbanı.
Başkalarının mücadelesinin bedeli.
Politik, nükleer, ekonomik.
Ne fark eder savaş ve ölüm varsa.
Silahların, bombaların, korkunun gölgesinde
Acımasızca başkalarının kölesiyim.
Özgürlük naralarının çıkarları arasında.
Ben ölmüşüm!
Bir insan kurbanı.
Haber olur, manşet olur, ilgi görür.
Film olur, şarkı olur, resim olur.
Kötü olan cezbeder, güç arttıkça.
Umut olmaz, insanlık olmaz, kanın değeri olmaz.
Yaşam hiç acımaz, başkaları kazanırken,
çığlıklar duyulmaz, tarih yazılırken...
2 Eylül 2008 Salı
Gri
Hiçbir yol uzak olmamalı
ve hiçbir kapı kapalı.
Oluşum baştanbaşa bir döngü
varolmak hükümsüzleştiğinde
farkediyorum değişimi.
Sessizliğin hükmünde
yılların hareketliliğiyle
değiştiriyorum her bir sahneyi.
Modern zamanlar masalı...
şehir grileştiğinde.
Her savunma netleşip
her istenç reddelişinde
Saplantı olacak arzular.
Kıvranış olacak saplantılar.
Bir heykel duygusuzluğu soğukluğunda
acımasız yollar ve kapılar...
ve hiçbir kapı kapalı.
Oluşum baştanbaşa bir döngü
varolmak hükümsüzleştiğinde
farkediyorum değişimi.
Sessizliğin hükmünde
yılların hareketliliğiyle
değiştiriyorum her bir sahneyi.
Modern zamanlar masalı...
şehir grileştiğinde.
Her savunma netleşip
her istenç reddelişinde
Saplantı olacak arzular.
Kıvranış olacak saplantılar.
Bir heykel duygusuzluğu soğukluğunda
acımasız yollar ve kapılar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
